Please enable JS

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu

Tanımı Klinik Önemi Sebepleri ve Risk Faktörleri Bulguları Testleri ve Tanısı Tedavisi

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu

Tanımı Klinik Önemi Sebepleri ve Risk Faktörleri Bulguları Testleri ve Tanısı Tedavisi

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu1 hastalık

Makula keskin ve renkli görmeden sorumlu retina tabakasının ortasında bulunan çok küçük bir alandır. Toplu iğne başı büyüklüğündeki bu alana içerdiği özel pigment maddelerinden dolayı sarı nokta adı verilir. Tam karşıya baktığımızda kornea ve lens yardımıyla ışık makulada odaklanır.

Görme, makulanın da bulunduğu retina merkezinde (santral retina) daha keskin, kenarlara (periferik retina) doğru ise daha zayıftır.

Yaşa bağlı makula dejeneresansında makula bölgesinde yavaş yavaş fotoreseptör hücre harabiyeti geliştiği için görme kaybı da ilerleyici özellikte izlenir.

Yaşa bağlı makula dejenerasyonunun klinikte bu iki tipi vardır. Bunlar yaş diğer adıyla eksüdatif tip ile kuru diğer adıyla atrofik tiptir. Hastaların yaklaşık %80'inde kuru (atrofik) tip bulunsa da, görme kaybından en çok yaş (eksüdatif) tip sorumludur.

Kuru tipte görme kaybı yıllar içerisinde gelişir ve bulguların başlangıcından yaklaşık 10 yıl sonra görme onda bir seviyesine iner. Yaş tipte ise görme kaybı daha ani gelişir. Kuru tipte bazen retina içinde yeni damar oluşumları gelişir. Bu kuru tipin tehlikeli tipi olan yaş tipe döndüğünün habercisidir.

Yaş tipte tehlike yeni oluşan damarların kırılgan ve geçirgen olmasına bağlı sızıntıya ve kanamaya sebep olmasıdır.

Maküla dejeneresansında makula yavaş yavaş yapısını kaybettiği için hastalar renkleri soluk, yazıları bulanık ve düzgün olan çizgileri ise eğri olarak görmeye başlarlar. Beraberinde bakılan cismin ortasında bulanık bir alan veya karanlık bir leke gibi görme problemleri yaşanır.

Maküla dejeneresansı ilerlediğinde kişilerin görme alanlarının ortasında yoğun görme kayıpları oluşur. Bu problemler kişilerin önemli faaliyetleri yapmalarına engel olur ve hayatları kısıtlanır.

Yaşa bağlı makula dejeneresansı açısından 65 yaş ve üzerindeki herkesin kontrol edilmesi gereklidir. Ailesinde ve yakın akrabalarında YBMD olanlar, aşırı kilolu ve kan kolesterol düzeyi yüksek bulunanlar, sigara alışkanlığı olanlar, hipertansiyon gibi kalp damar hastalığı bulunanlar hastalık açısından yüksek riskli olduklarından daha erken yaşlarda kontrol edilmelidirler.

Öte yandan YBMD hastalığı olanlar yılda en az bir defa düzenli olarak retina muayenesinden geçmelidir. Bu hastalara hastalık seyirlerini kontrol etmeleri için “Amsler Grid” de denilen bir tür kareli kağıt testi verilir ve görme kalitelerini haftada en az birkaç kez kontrol etmeleri istenir.

Maküla dejeneransını erken safhada tespit edilebilinirse görme mevcut seviyelerinde korunur ve kayıplarının ilerlemesi yavaşlatılır.

Makula dejenerasansında temel risk faktörü ilerleyen yaştır.

Bunun yanı sıra aile öyküsü, açık renkli göz, hipertansiyon, kalp hastalığı, sigara öyküsü ve UV ışınları da diğer faktörlerdir. Kadınlar erkenlerden daha fazla risk altındadırlar.

Yaşa bağlı maküla dejeneresansında retinanın en önemli yeri olan merkezi bölümü yavaş yavaş etkileneceği için ilk bulguları bulanık görme, düzgün olan çizgileri eğri görme şeklinde ortaya çıkar. Daha sonra kişi baktığı yerin veya cismin ortasında bulanık bir alan veya karanlık bir leke tarifler.

Eğer her iki gözde maküla dejeneransı varsa merkezi görme problemlerini daha çabuk fark edilir.

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu2 hastalık Pek çok kişi maküla probleminin olduğunu bulanık görme ortaya çıkana kadar fark etmez. Dolayısıyla genellikle başka bir nedenle yapılan göz muayenesinde tesadüfen teşhis edilir.

Hasta muayenede yaşa bağlı makula dejerasyonuna ait riskler açısından önce sorgulanır ve detaylı öyküsü alınır. Karanlık bir ortamda oftalmoskop ya da çeşitli mercekler yardımıyla makula başta olmak üzere tüm retinası incelenir. Bu incelemede retinada pigment değişiklikleri ve dokuda "drusen" adı verilen yağ içerikli birikimlere rastlanabilinir.

Gerekli görüldüğünde göz dibinin çeşitli bölgelerine ait fotograflar alınır; daha sonra fotograflar bilgisayar yardımıyla birleştirilerek retinanın panaromik görüntüsü elde edilir.

Bazı olgularda fundus fluoresein anjiografisi (FFA) denilen ve kol damarlarından fluoresein adlı boyar maddenin verilmesini takiben ilk 3-5 dakika içinde göz dibi damarlarının seri fotoğraflarının çekildiği bir tetkik uygulanır. Bu yöntemle retina altındaki anormal kan damarları ve bunların çevreye verdiği zararlar tek tek saptanır. Daha derindeki koroid bölgesinin damarlarını görmek için bazen fluoresein yerine indosiyanin yeşil (ISG) boyar maddesi verilerek benzer bir anjiografik işlem daha uygulanır.

Amsler Grid de denilen kareli kağıt testinde kişiler eğer kullanıyorlarsa okuma gözlüğünüzü takıp aydınlık bir ortamda 30 santimden teste bakmaları gerekir. Test her bir göz, diğer göz kapatılarak uygulanır. Açık olan göz test kağıdı üzerinde merkezde bulunan noktaya bakar. Ortaya bakarken çizelgedeki tüm çizgilerin düz olup olmadığına bakar. Diğer gözle de aynısını tekrarlar. Herhangi bir bölgede çizgilerde kırılma, çizelgede bulanık görme tespit ediyorsa göz doktoruna başvurması önerilir.

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu3 hastalık Yaşa bağlı makula dejeneresansı genel olarak geri dönüşü olmayan bir hastalıktır. Ancak ilerlemesi azaltılır veya bazı olgularda durdurulur.

Kuru tip makular dejenerasansı için belirgin bir tedavi yöntemi yoktur; ancak çeşitli vitamin ve mineral takviyeleri ile lutein gibi bazı antioksidan özelliğe sahip olan ilaçların hastalığın gidişini yavaşlatığı iddia edilmektedir.

Yaş tip YBMD’de laser fotokoagülasyonu eskiden yaygın kullanılmasına rağmen günümüzde makulayı koruyan daha güvenilir metodlar çıktığından bu tedavinin kullanımı daha çok perifer yerleşimli lezyonlara sınırlı kalmıştır.

Makulanın fovea denen en hassas ve en santral alanını tutan ve erken dönemdeki yakalanan yaş tip YBMD hastalarında günümüzde Fotodinamik terapi (PDT) tercih edilmektedir. Özel bir ilaç ve termal olmayan bir laser ile uygulanan bu tedavide yeni damarları tıkamak ve kan sızıntısının durdurmak amaçlanır. FFA tetkikleri ile sızıntı ve kanama açısından hastalar takip edilir ve ilk bir iki yıl içinde gerektiğinde bu tedavi tekrarlanır.

Son yıllarda yeni damar oluşumlarını engelleyen ilaçların göziçi enjeksiyonları klinik kullanıma girmiştir. Bu ilaçlar steroid ya da vasküler endotelial büyüme faktör inhibitörleri (antiVEGF) dir. Bu ilaçlar angiogenez denen yeni damar oluşumlarına engel olur. Bu tedavinin steril ortamda yapılması gerekir. Yeni damar oluşumunu tetikleyen faktörleri uzun süre baskılamak tedavinin ilk başlarında ayda bir gibi sık enjeksiyonlar gerekir.

Bu süreçler normal görmeyi sağlamada tedavi edici olmasa bile pek çok yönden koruyucu olabilir. Ileri medikal tedavilere karşın pek çok maküla dejeneresanslı insanda görme kayıpları devam etmektedir.

YMBD tam bir körlüğe yol açmaz, ancak yakın çalışmayı ve okumayı çeşitli optik yardımcı cihazlar olmadan imkansız hale getirebilir.

Düşük görme düzeylerine hastaları adapte etmek ve okumalarını kolaylaştırmak ve hastaların temel ihtiyaçlarını kendi kendine yapmalarını sağlamak için büyütücü optik aygıtlar ve bazı rwhabilitasyon programları önerilir.