Please enable JS

Epiretinal Membran

Tanımı Klinik Önemi Sebepleri ve Risk Faktörleri Bulguları Testleri ve Tanısı Tedavisi

Epiretinal Membran

Tanımı Klinik Önemi Sebepleri ve Risk Faktörleri Bulguları Testleri ve Tanısı Tedavisi

Epiretinal Membran hastalık

Merkezi ve renkli görmeyi sağlayan makula bölgesinin önünde zamanla parlak, saydam zar şeklinde bir doku gelişir. Buna epiretinal membran veya daha fazla makulayı tutması sebebiyle epimakuler membran adı verilir.

Çoğu epiretinal membran olgularında eşlik eden her hangi bir göz hastalığı bulunmazken, bazı olgular retina dekolmanı, retina damar hastalıkları veya göz travması gibi hastalıklarla birlikte izlenir. Bu zar şeklindeki doku tam bir iyileşme ile ortadan kalkmayacağı için geride çoğu zaman retina üzerinde bir nedbe dokusu bırakır.

Epiretinal membran bazen kasılma göstererek altındaki retina dokusunda bir traksiyona neden olur. Bunun sonucunda retinada katlanma benzeri yapısal bozukluklar oluşur ve merkezi görme ağır derecede hasara uğrar. Bu hastalarda aylar ve yıllar içerisinde görme giderek kötüleşir.

50 ile 70 yaş arasındaki sağlıklı bireylerin yaklaşık %5’inde sebebi tam aydınlatılamayan epiretinal membran gelişme riski vardır. Bazı vakalarda beraberinde arka vitre dekolmanı saptanır. Retinal yırtıkları tedavi etmek için yapılan laser tedavileri veya kriyoterapiler istemeden hastada epiretinal membran oluşumuna sebep olur. Yapılan retina dekolmanı cerrahilerinin sonrasında %2-3 oranında epiretinal membran geliştiği yapılan çalışmalarda bulunmuştur. Bazen iltihabi göz hastalıkları da epiretinal membran oluşumuna sebep olur.

Bu hastalığın diğer retina hastalıklarına kıyasla iyi tarafı vakaların büyük çoğunluğunda tek taraflı göz tutulumunun izlenmesidir.

Epiretinal membran varlığında ilk semptom diğer makula hastalıkları olduğu gibi görme keskinliğinde azalmadır. Hastalar tipik olarak santral görmeyi engelleyen bir şeyin varlığından şikayet ederler. Görme keskinliğinin azalmasından sonra en sık şikayet yazılı metinleri okuma veya direkt karşılarında duran cisimlere bakma esnasında yaşanır. Hastalar cisimleri olduklarından daha farklı ve yamuk (metamorfopsi), gerçeğinden daha büyük (makropsi) veya küçük (mikropsi) gördüklerini anlatırlar.

Metamorfopsinin objektif bir şekilde tanımlanabilmesi ve takip edilmesi amaçıyla Amsler grid kartları kullanılır. Bu kareli kağıt testinde, hasta tek gözünü kapatarak okuma mesafesinden kartın merkezindeki noktaya bakmaktadır. Bu esnada düz çizgilerde herhangi bir dalgalanma, kırılma görüp görmediği sorgulanır.

Bu hastalarda öncelikle görme keskinliği ölçülür. Hastaların çoğunda hafif-orta derecede görme kaybı olurken, az sayıda hastada ağır görme kayıpları izlenir.

Anjiografik inceleme özellikle diğer hastalıklardan ayırmak ve mevcut zarın yayılımını tespit etmek için değerlidir.

Epiretinal membran varlığı OCT denilen tomografik inceleme ile klasik biyomikroskopik fundus muayenesine göre çok daha hassas bir şekilde tespit edilebilmektedir.

Bu hastalığın tek tedavisi ameliyatla bu zarın bulduğu yerden soyularak çıkartılmasıdır. Bunun için vitrektomi ameliyatı yapılır. Ancak özellikle semptomların çok ağır olmadığı vakalarda ameliyat gerekmez. Bu hastalar izlenmeli, ameliyat için doğru zamanlama yapılmalıdır. Zarın soyulması ameliyatlarının sonuçları oldukça yüz güldürücüdür, görme kayıpları geri kazanılır. Ancak iyileşme için belli bir zaman gereksinim vardır. Bazı vakalarda ise zarın tekrar oluşması şeklinde nüksler gelişebilir.